|
ARANIZA
HOŞ GELDİK. BİZİ TANIMAYA NE DERSİNİZ?
Merhaba...
Barış
sevginin, dostluğun, insanlığın bir sembolüdür. Bu sembolü
korumak bizlerin ilkesidir. Yaşamın kaynağı sevgiyse eğer;
sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri paylaşmaksa,
paylaşmak dostluk ve dostluk hatırlamaksa aklımızdasınız.
Toplumları bireyler oluşturur, bizlerde birey olarak üstümüze
düşen görevi yapalım. Önce kendimizle barışık olalım,
daha sonra ise; içimizdeki çocuğu uyandırıp çıkarsız,
saf ve mücadeleci olalım. En büyük amacımız barışı korumak
olsun.

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece
sözünü edenler ile onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle
indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.
Hepsi oturmuşlar yerlerine, derken tabaklar içinde sıcak
çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen
bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların
ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart
koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat
o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan
götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar,
öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine şimdi demiş
ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri
aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar
gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince,
her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki
kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini
doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan iste demiş
ermiş, "kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür
ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Kim kardeşini düşünür
de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.
Gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.

Unutmayalım ki; Hayat hepimizin dokuduğu, geri dönüşü
olmayan bir halıdır ve ancak herkes kendisine ait olan
boşluğu doldurur. Her seven isimsiz bir kahramandır, insan
sevdiği ve sevildiği kadar insandır.
|